1856’da İstanbul’da altı, İzmir’de dört kişiden ibaret mütevazı bir personel kadrosuyla faaliyetlerine başlayan Osmanlı Bankası, Anadolu kentlerindeki yapılanmasını 1863’te devlet bankası statüsü aldıktan sonra gerçekleştirir. 1875’te Bursa'da şubesi açılır. Osmanlı Bankası Bursa Şubesi, 1883 yılında kentin ticaret hayatının en önemli merkezi olan Sırmakeş (şimdiki Koza Hanı’nın) 44 ve 49 numaralı mağazalarında yer almaktaydı.
* Osmanlı Bankası Bursa Şubesi, 1930
Salt Araştırma, Osmanlı Bankası Arşivi
1880 yılı itibarıyla Bursa’da görev yapmış müdür, müdür yardımcısı, kasiyer ve diğer bazı çalışanların birkaç Müslüman dışında tamamına yakını gayrimüslim ya da yabancı uyrukluydu.
*Osmanlı Bankası Bursa Şubesi çalışanları, 1906
Salt Araştırma, Osmanlı Bankası Arşivi
Eylül 1984’te bina yıkılır. Yıkılan binanın arsasının bir kısmına Orhan Camii karşısındaki yer altı çarşısı, bir kısmına da meydana yapılan havuz denk gelir. O günden bugüne meydan aynı görünümünü korumaktadır.
*Alt katı Bursa Pazarı’na dönüştürülmüş banka binası
Fotoğraf: Uğur Cavaç
ŞOK SOYGUN...
Ülke tarihinin ilk banka soygunu Bursa'da yaşandı.
31 Ekim 1932’de Osmanlı Bankası’nın Bursa şubesine asker kılığında giren 2 soyguncu, kasalardan birindeki 3 bin 400 lirayı alıp kaçtı. İçinde 100 bin lira olan diğer kasa, memurlardan birinin uyanıklık edip “anahtarı Gemlik’e giden bir arkadaşımızın yanında” demesiyle kurtulmuştu.
Ülke tarihinin ilk banka soygunu tüm Türkiye için büyük bir şoktu. Gazeteler olayı günlerce yazarken, soygunun “Amerikanvari” oluşunu özellikle vurguluyorlardı.
2 soyguncu epey bir süre kaçmayı başardıktan sonra 10 Ocak 1937’de Bursa’nın İnegöl ilçesinde ele geçirildiler. 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılan Ahmet ve Süleyman adlı soyguncuları, olay planlanırken birlikte oldukları ve son anda soyguna katılmaktan vazgeçen arkadaşları ihbar etmişti. 11 Şubat 1937’de başlamış olan yargılama neticesi iki sanık 28 Haziran 1937’de yedişer yıl hapis cezasına çarptırılmışlardı.
İKİNCİ SOYGUN VAKASI
Bunun şoku bitmeden 7 ay sonrasında 1933'te Bursa-Orhaneli yolunda bir soygun daha yaşanır. Yedi kişilik soyguncu çetesi, 3 Haziran 1933’te Bursa şehir merkezinden Orhaneli ilçesine giden yolun 11. kilometresinde yedi saat süresince pusu kurmuş ve kamyondan bozma bir otobüsün de içlerinde olduğu beş araçtaki 40 kişinin tüm kıymetli eşyalarını gasp etmişti.
Otobüste var olan ve Orhaneli’ye göreve giden jandarma karakol komutanı Hakkı ve er Nuri silahlarını çekince soyguncular karşı ateş açıp ikisini de yaralar. Elinden ve omuzundan yaralanan Nuri kendini yolun kenarındaki küçük uçurumdan aşağı atıp ölü numarası uygulayarak kurtulur. Yaralı haldeki Hakkı ise başına nihayet bir kurşun daha sıkan bir soyguncu tarafınca öldürülür. Otobüs yolcularından Ali Ağa adlı köylünün sopayla başına vurmuş olduğu bu soyguncu sendeleyip yere düşer. Diğer çete elemanlarının üstüne ateş açmış olduğu Ali Ağa yaralanır, azca evvel başına sopayla vurduğu soyguncu yerden kalkıp Ali Ağa’nın ağzına tam yedi el daha ateş eder. Ali Ağanın ölümüne 12 yaşındaki oğlu da tanıklık etmiştir. Soygun haberi Bursa’ya saatler sonrasında ulaşır zira çete Orhaneli-Bursa telefon hattını da kesmiştir.
Soyguncular daha sonra Samsun'da yakalanır ve Bursa'ya getirilip mahkemeye çıkarılır. Mahkeme kararını Şubat 1934'te açıklar. 6 sanık idama, şoför Yusuf 3 sene hapis cezasına, yaşı 18'den küçük olan Osman ve Mehmet'in cezaları da 15 yıla çevrilir.
Mahkeme kararından 2 sene sonra 1936'da Heykel'de gece 01.00'de başlayan idamlar iki buçuk saat sürer. Mahkumların cesedi sabah 10'a kadar teşhir edilir.