Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) yapılan bir araştırmaya göre, işlenmiş gıdalar ve özellikle içerisinde yapay tatlandırıcı kullanılan paketli ürünler fiziksel sağlığı bozmanın yanı sıra depresyona da sebep oluyor.
Yeni yapılan bir araştırmaya göre suni malzemeler içeren yapay tatlandırıcıların insanın sinir sistemine etki ettiği ve zihinsel açıdan olumsuz sonuçlar doğurduğu kaydedildi.
Bilim insanları özellikle yüksek derece işlenmiş gıdaların depresyon vakalarını hızla artırdığını ve halk sağlığı açısından tehlike arz ettiğini ifade ediyor.
Yapay tatlandırıcılar ve depresyon arasındaki bağlantı
Çalışmalarını İngiltere'nin başkenti Londra'da sürdüren beslenme uzmanı Clarissa Lenherr, Euronews Next'e verdiği röportajda işlenmiş gıdalarla, yüksek derece işlenmiş gıdalar arasındaki farkı şöyle özetliyor:
"İşlenmiş gıdalar orijinal besin özelliklerinin çoğunu hala koruyabilir. Dondurulmuş sebzeler, konserve fasulye ve fıstık ezmesi gibi paketli ürünler az işleme tabi tutulur. Besin değerleri azalsa da öz yapılarını korurlar."
"Ancak 'aşırı işlenmiş gıdalar' genellikle çok sayıda katkı ve yapay içerik maddesinin eklenmesiyle çok daha kapsamlı bir işleme tabi tutulur. Bunlar genellikle doğal öz yapılarından çok farklıdır. Son derece lezzetli, hızlı ve pratik şekilde tüketilebilmeleri için tasarlanmıştır."
Euronews haberine göre, Harvard araştırma görevlileri bisküvi, çikolata şeker gibi tatlı atıştırmalıkları, pizza ve noodle gibi paketli hazır yiyecekleri, salam sosis gibi işlenmiş etleri, gazlı içecekleri, ketçap mayonez gibi şeker, yağ ve suni katkı maddeleri içiren sosları ve yapay tatlandırıcıları ultra işlenmiş gıdalar olarak tanımlıyor.
Araştırmanın sonuçlarına göre, bu tarz yapay tatlandırıcılar ve yapay olarak tatlandırılmış içecekleri diyetlerinde daha fazla tercih eden kişilerde depresyon vakalarının daha fazla görüldüğü ya da bu kişilerin depresyona meyilli oldukları tespit edildi.
'Fast food kültürü'
Danışman Psikiyatrist ve Araştırma Görevlisi Dr. Paul Keedwell, bazı bireylerin hayatlarında travmatik olaylar yaşanabileceğini ya da iş yerinde yaşanan stres ve sosyal çevrenin etkilerinin depresyona önemli ölçüde etki ettiğini belirtiyor ve ekliyor: "Bu gibi etmenler göz önüne alındığında beslenmenin depresyon riski üzerindeki etki oranını tam olarak söyleyemeyiz."
Keedwell ayrıca hazır yemek ve yapay tatlandırıcılı içeceklere dayalı bir beslenmenin hızlı, yoğun ve stresli bir yaşam tarzına işaret edebileceğinin de altını çiziyor. "Bir başka deyişle, hızlı yiyecek (fast food) kültürü, kronik stresin dolaylı bir göstergesi olabilir. Zaten uzun süreli kronik stres, hala depresyonun en önemli sebepleri arasında yer alıyor."
Harvard Sağlık Okulu'ndaki araştırma görevlileri daha önce yaptığı çalışmalarda suni ve katkı maddeli yiyecek ve içeceklerin bağırsak mikrobiyomunu bozduğu, bağırsaktaki dost bakterilerin sayısını azalttığını ve bu durumun da stres ve depresyona sebep olduğunu göstermişti.
Bilim insanları düzensiz uyku, aşırı derecede ekran karşısında vakit geçirilmesi, spor yapmama ve sosyal medya bağımlılığı akabinde azalan fiziksel sosyal aktivitelerin de depresyona neden olduğunu ancak elde edilen bulguların beslemenin etkisinin oldukça yüksek olduğunu belirtiyor.
"Alışverişte etiketleri okuyun ve ev yemekleri yapmaya çalışın"
Beslenme uzmanı Lenherr, yiyecek alırken etiketlere dikkat edilmesi gerektiğini, yemek yapmak için vakit ayrılmasını ve doğal malzemelerle tencere yemekleri pişirilmesini öneriyor:
"Alışveriş yaparken çok daha fazla bilinçli olmalıyız. Zamanımız varken birkaç öğün yetecek kadar yemek yapabiliriz. Bu ev yemeklerini buzdolabı ya da dondurucuda sağlıklı bir şekilde saklanabilir. Eğer bunları yapamıyorsak hiç olmazsa paketli gıdaların etiketlerini daha özenli bir şekilde okuyalım."